| gyop's profile=o))PhotosBlogLists | Help |
=o))i'm running a marathon in glass shoes, i'm hiding behind windows. stone by stone, build it up and watch it fall. Tokat
Tokat! tek kelime. Son dönemlerde cıkardığım en güzel derslerden biri.. Hani böyle dersleri hep lise yıllarında yaşardık. asi genç, hayattan sıkılmış isyankar vs. diye adlandırırız.. büyüyücek olucak derler.. Yok işte öyle birşey değilmiş bu eşşek kadarda olsa hoşaftan anlamiyorlar. Hatırlıyorumda; yıldız kız olduğuna inanmakta cok ısrar ettiğim ama olmadığını kendime bir türlü kabul ettiremediğim kişi ile aylar önce bir gün şöyle bir konuşma geçmişti.. Tüm gün boyunca endişe içerisinde bekleyişten sonra vucudum sitrese dayanamamış bir şekilde; -seni merak etmekten ölüyordum!!!!. -burdayım herşey yolunda. -ağzım yüzüm kanıyor!, ve ben kendimden cok seni düşünüyorum. neden böyle yapıyorsun.. -ben birşey yapmiyorum sen kendine yapiyorsun.. Evet o gün çok ağır gelmişti bu cevap bana.. Buram buram bencillik kokan bu cümleyi nasil başardım bilmiyorum sindirmiştim içime.. Bencilce bulmuştum bu dediğini.. Duygusuz düşüncesizdi adeta.. Birileri seni önemsiyor sen ona madem öyle önemseme diyorsun.. Sadece ona ait ve bana söylenmiş sanmıştım. Şimdi anliyorum ki bu bir hastalık ve herkes aynı mantıkta.. ”Ben kendim olarak varım başkası umrumda değil” idi temel düşünce.. ”Sen kendini istediğin kadar parala ama boşa.. cünki ben senin verdiğin değeri kendime vermiyorum..” demekti bu. Bu gün isyan ediyorum çünki öyle olmadığını bildiğim insanları bu davranışlarıyla kabul edemiyorum.. Şuan düşünüyorum da bir ben miyim saf salak insanları insanlardan daha fazla önemseyen? Soruyorum size; Sizce ben mi çok önemsiyorum ? Yoksa insanlar bu kadar önemsenecek kadar değerli değiller mi? Hani bu soruyu soruyorum ama ben insanlara değer vermiyicemde nesnelere mi değer vericem ? Sizi değerli kılan nedir nesneler midir arkadaşlarınız, çevreniz midir? Büyümek hastalığına bulaşan herkes bu bencillik virüsünün ustası olmuş şekilde karşıma çıkıyor.. Hani uzak durunda demek istemiyorum. Sizi bilmem benim herşeyim bir ailem iki arkadaşlarım.. Sizi ne var ediyor ? Okuduğunuz kitap ? Bitirdiğiniz Üniversite ? Paranız ? Benim cevabım beni ailem, arkadaşlarım var ediyor.. Arkadaşlarım mı napiyor ? Bir saniye anlayış göstermektense her zaman bol keseden buldukları anlayışı bekliyorlar.. Buldukları iyi niyeti tölare edilebildiği kadar dibine kadar kullanıyorlar.. Yeri geliyor kaba konuşuyorlar.. Siz konuştunuzmu adeta dövmedikleri kaliyor.. Evet evet dediklerinizi duyar gibiyim, ”Sil gitsin o zaman kardeşim” diyorsunuz.. Belki haklısınız.. Keşke bir kağıt olsa bu ve buruşturup atabilsem.. Ben yapamiyorum.. İyi niyet güzel bir saldırı silahı oluyor tam bu noktada.. Hemde yakınlarınıza kendi elinizle verdiğiniz bir silah.. Bunları buraya yazdım sadece başımdan geçen bu olay değil son iki haftada kaç kişiyle bu tarz olayları yaşadım anlatamam.. [Umarım ben haksızımdır ve bir gün yaptıkları bencilliklerden pişman olmazlar.] Bu kadar bencilce nasil davranabildiklerine isyan etmekten başka çare bulamadım. O yüzden hani bir gün ortadan kaybolursa bu yazı, serzenişten de vazgeçmiş bir ben bulucaksınız karşınızda demektir.. Şimdi en azından yakınabilecek gücü bulabiliyorum. İlerisi için bilemem.. Hikaye..
Size bu gece bir hikaye anlatıcaktım.. Herkesden uzak, yalnızlıktan sıkılmış bir yıldız; Ayçiçeğinin yüzünü yaşam sevinciyle kendine döndüren aynı ayçiçeğini yakarak öldüren bir güneş ve onların arasında kalmış bir gökyüzünün hikayesini anlaticaktım. Ama vazgeçtim.. Dilim, ellerim ve beynim..Gene uyumadan uyandım.. Saat sabahın 6,5'u uykum varla yok arası.. Beynimle ellerim arasında çatışma yaşaniyor.. Ellerim sadece yazı yazmak istiyor. Beynim buna izin verip uzaktan izliyor. Meydanı boş bulan ellerim yazmaya başliyor. Herşeyi.. Tek tek, bir bir, tüm gerçekleriyle.. Tam nokta koyucakken, beynim araya girip yeter! diyor. Sil o bütün cümleleri.. Sebebini anlayamayan ellerim beynimin sözünden cıkamayıp silmeye başliyor, yavaş yavaş, teker teker.. Merakla ve sitres dolu olduğu yerde beklemeye başliyor ellerim.. Rahatsızlığını gören beynim açıklama isteği duyup.. Dinle!; diyerek başliyor anlatmaya.. "Eğer herşeyi yazarsan, kiyafetlerin anlamı olmaz, eğer herşeyi yazarsan, maskelerin anlami olmaz, eğer herşeyi yazarsan, insanların inandıkları hayatın bir anlamı olmaz, eğer herşeyi yazarsan, sevilmezsin.." Morali bozulan ellerim, halden düşmüş cümleleri seçerken yok bu olmadı o olmadı demekten her seferinde yazmaya başliyip pes ediyor.. Ellerim; ona cok uzak ama cokta yakın olan kendisine karanlık bir köşe bulmuş, sessiz sakin kendi kendine duran dilimi farke diyor.. Yanina yanaşıp oturuyor.. Dilim bir saniye olsun söyle bir bakip üzgünlüğünü, karışıklığını, rahatsızlığını, keyifsizliğini fark ediyor. Kendinden buluyor.. "Sanada söyledi, sanada izin vermedi değil mi ?" diyor ellerime.. Ellerim kelimeleri kullanmaktansa sadece onaylıyor başıyla.. Yavaş yavaş hepimizi olumsuz kullaniyor bu beyin bir an evel kalple konuşup ona bi ceki düzen vermesi istemeliyiz diyorlar kendi aralarında.. Ama o kadar dermansız ve bezmişlerki bir an olsun kalbin beyin karşısında, belirli durumlarda baskınlığının farkına varmaları, onları bu adımı atmalarında engel oluyor.. Sabah saat altı buçuk, güneş doğuyor. Aslında hep orda olan; duymak istersem duyuyorum kuşların seslerini.. Bazen odaklaniyorum duymaya sanki hepsi birden "susun bizi dinliyor" diyerek susuyorlar.. Bir sabah tam bu saatlerde mesaj almıştım. İçime titreme gelmiş, nefesimi tutup okumuştum. Sıradan sessiz sakin normal bi mesajmış.. Bu sabah uyumadan uyandım. Baktım, dedim ki aynaya "olacaklar olacak nasil olsa"... Artık sadece senin için üzülüyorum.. Karma karışık cümleler.
Normalde böyle yazıların meraklısı değilimdir. Aslında içimde fırtınalar kopuyor. Öncelikleri kelimeleri güzel seçerdim. Artık bırakmışım kelimeler dökülmüyor.
Düşüncelerin gerçektende ifade ettiği kelimeleri aslında anlatamiyorum.. Rüylarda olur genellikle cok yüksekten düşeriz düşmenin bütün hissi iliklerimize kadar hissedilir. İşte o anki boşluk anlarını gündelik hayatta yaşadığımda hemen şarkılar inliyor beynimin duvarlarında; uyumadan uyandım yine aynı dünyaya karar verdim kalmaya baktım dedim ki aynaya... acelen neee olacaklar olacak.. bir gün nasilsa............ yaşaaaa yaşşaaa yaşşaaa yaşaa seni sevenler var burda yaşaaaa yaşşaaa yaşşşa yaşaa sevdiklerin var burda hala.. Etrafımdaki insanlar ben istemedikçe değişmiyiceğinide biliyorum. Ama bir adım dibinde duran birilerinede birşeyleri söyleyememek en zoru.. Eskiden yazarken düşünceleri yavaşlatmay açalışırdım. $imdi parmaklarım geride bırakıyor düşüncelerim bitiyor parmaklarım duruyor bekliyoruz sonra tekrar kaldığımız yerden devam ediyoruz. Böyle inanamıyosun bazışeylerin olabiliceğini sonrada oluyo ve süpriz yapiyor ya işte o en güzeli.. Daha kötüsü bu senaryo önünde ceryan ediyor. Sen izliyosun sonra için içini yiyor. Sinirin bozuluyor. Göstermiyorsun. Tepkide veremiyorsun. "Baktım dedim ki aynaya olacaklar olacak bir gün nasilsa..." diye devamı geliyor aklıma şarkının.. Herşey istediğim gibi olsa hayat cok sıkıcı gelicek belki bu seferde istediğim gibi olmaması sıkıcılığını alan başka bir anektod sanırım. Ama olmayacak şeyleri olacak gibi bakmayada inanamiyorum. İnanmak istiyorum. zor! ama başarıladabilir. Nedir bu düşüncelerin saçmalığı biri kalk gidelim diyor öbürü otur oturduğun yerde cekiştiriyorlar dört bir yandan her önüne gelen hüküm sürmeye çalışıyor beynimin odalarında sıkıldım bunu yaşamaktan dalgalı denizde sallanmaktan çarşaf gibi çekilip itilmekten kirlilerimi temizlemekten temizlemeden önce oturup onlara üzülmekten kirlenmeden önceki hallerini hatırlamaktan.. Güzel hayaller hep var. Belkide hiç gitmiyicekler. Bİz neyiz neye göre bu hayalleri kafamızda canlandırıyoruz? acaba etrafımız mı yardımcı oluyor yaoksa gerçekten hep beynimizin içndelerdi biz ancak fark ediyoruz? Bir sürü soru karma karışık. Düzeltmeye kalksan önce toz bulutu içinde kaliyorsun. Toz bulutuna boğulup hapşurma serüvenlerine. Tozlu raflardan beyaz bezler sim siyah cıkıyor. Herşeyi düzeltmek cok zaman alıyor kenara koyuyorsun bırakıyorsun kalnarıda sonra yaparım diosun geridöndüğünde var olanalrda tozlaniyor. Asla temizleyemiyiceğine inanıp yokmuş gibi davraniyorsun.. -kafayı yiyosun git yat -peki tamam -gitmeden daha çok yazı yaz bunun için birşeyler yap. hayat sen istediğinde değil senin için en uygun zamanda sana istediklerini vericek. birşeyler oldurmaya çalışma. isteklerini dile getir. düşünme nasil olur olurmu olmazmı.. sorgulama.. gerçekten istiyorsan istediğinin cevabı gelicektir. -hoşçakal. "bazennnn ne yaparsan yapppp olmuyor bazen.. nokta konmuş bitmiş herşey bitmiş en güzel hikayem.." Benim ben!!!
Evet eğlenceliyimdir. Ama benimle sıkılmayı bile kabullenenle eğlenebiliyorum. Benimle anlaşmanın yolu ipleri en gergin halinde bile biraz serbest bırakmaktan geçiyor.. Bide niye böyle dedim biliyomusun? Son zamanlarda önüme çıkan herşey bana şunu söylüyor en azından tema ediniyor. "Sen bir şeyi istediğin de o asla olmuyucak!!(Hiç kasma dostum..) Taki sen herşeyi oluruna bıraktığında önce renkleri fark ediceksin sonrada istediğin herşey olmaya başlıyacak.." Az önce wirstcutters'i izledim. $imdi çok sevdiğim işlerimin başına geçicem. Karşımda bir adet sandalye, $arkımı açtım hazırım. Görüşürüz. =o)) Biterken: Hinterland - Detwiller Pavilion Feeling To Be Used.
Hayat ilginç tesadüflerin zinciri derler.. Nedense ben sürekli aynı tesadüfleri sinirle yaşiyorum. Konu evet gene kitap ve kitapçı.. Bu gün bilmediğiniz yada bildiğiniz üzere uykusuz ekibi izmirdelerdi. Bir gün öncesinden elifin çağırmasıyla hazırlandık ertesi günü çıktı. Tabi imza günü öncesinde gidip bir güzel bir sürü imzalatacak şey aldık. Ben daha sonra otisabinin kitabını aliyim dedim. Geri döndük. Otisabinin kitabını istedim kızdan ve kız bir poşede koyup verdi. Tam o sırada birde takvimini almaya karar verdim. Kızdan istedim kızda ordaki bir çocuğa söyledi. Cocuk içine ersin karabulutun sandıkiçi kitabını ve birde takvimi koyduğu poşeti uzattı. Ben ilk başta fark etmedim sonra fark edince elife döndüm. Bakıştık. Sonra içime sinmedi cıkarıp kitabı kıza uzattıp yanlış verdiniz dedim. Sadece takvimi alıp gittim. Orada içinde sandık içi bulunan poşeti alıp gidebilirdim. Ama geri verdim... imza anı geldi. İmza almak için ersinle konuşuyorum. Bu kitabı geri uzattığım kız arkasında.. Bana "lütfen bir poster imzalatın kuyruk cok uzun" dedi. Bende ilk başta saatlerdir bekliyoruz-5 saat kadar- imzalatmak istiyorum dedim. Herkes imzalattı bende imzalatmak istiyorum dedim. Ben bu iyi niyetli olduğum kızdan ne duydum derseniz ? "ben sana gıcık oldum. o yüzden bir poster imzalat" dedi. Hani şaka felan söz konusu değil gayet ciddi. Ben aldırmadan posterleri yani takvimlerin hepsini imzalattıp geçtim.. Ama sonra uzun uzun düşündüm. Ben bu davranışı görmek için ne yaptım ki ? Acaba iyi niyet gerçekten suistimal edilinmesi gereken birşey mi ? iyi niyetli olmamalı mı? Peki ya bunu istemiyerek oluyorsak ve benim gibi olanlar varsa onlar napsınlar ölsünler mi ? İlginç bir gün, üzerimde sürekli bir sitres vardı. Aslında hikayede anlatmadığım ilginç nokta önce imza kuyruğuna girdik. Sonra imza kuyruğunda görkemi gördüm. elifide yanıma alıp onun yanına gittik. Kısaca bi 2 saat daha beklemekten kurtulduk. Ama ordaki sitres varya 5 saat boyunca oldu 50 saat benim için.. Cünkü insanlar araya giren insanları enerjileriyle rahatsız ediyorlar.. Bizim böyle sonradan gelip öne geçmemizi kaldıramayıp bize acayip bakarlarmı diye etrafı gözleyip bize bakan varmı diye kontrol etmekten gerildim. "-hah şimdi biri çıkıcak eeee şu sarı t-shirtlü sırada yoktu" veya "-eee şu pembe pantalonlu kız sırada yoktu" diyicek diye gerildim 5 saat boyunca geçmek bilmedi.. Neyse elifi uykusuz insanlarıyla konuşmuş imzalar almış mutlu görmek hepsine deydi.. Ama bu kitapcı benim ona gösterdiğim saygı ve değer karşılığında aldığım davranış beni üzdü. Özet; Eğer iyi bir programcıysanız bütün ihtimalleri hesaplarsınız. Eğer elinizdeki bir işletim sistemiyse(Yani programı çalıştıran programsa) bütün ihtimalleri kesinlikle hesaplamalısınız. Eğer hesaplamazsanız ne mi olur. Sistem ilk hatada Fatal Error(Ölümcül Hata) verir.. Herşey bom bok olur. Bu bi program olsa oturup düzeltirsiniz ama bir sistem olunca ağlaya ağlaya ya çöpe atarsınız yada oturur baştan yazarsınız. Her programcı hata yapar.. Ama yazdığı bir sonraki program asla aynı hatayı vermez. Kendinize iyi bakın. -ersin karabulut mu garip bi adam normalinde altında bence.. ama evet otisabi harika.. neşesi yetti desem inanırmısınız?- iyiki varsın god is an astronaut.. biterken; God Is An Astronaut - The End Of The Beginings MutlulukKim istemez ki mutlu olmayı? ama mutsuzluğa da var mısın? biliyorum yoksun.. aynı hikayelerdeki gibi.. bir varsın bir yoksun.. ama en çok yoksun.. teşekkür ederim.bu yazı okunur okunmaz unutulmak için yazıldı. suya yazı yazar gibi.. teşekkür ederim. her konuda teşekkür ederim. etmeliyim.. sürekli yapiyorum nedenini bilmiyorum. önce izliyorum. sonra takip ediyorum. sonra düşünüyorum. düşünüyorum. tekrar düşünüyorum. sonra tekrar izliyorum. sonra birden pembe hayallerin içindeyim. uzak doğulara gidiyorum. bazen yem yeşil diyarlarda koşturuyorum. pembe rüyalarda düşünce dizlerimi yara etmiyen düşüşleri önemsemiyorum. devam ediyorum derinlemesine gidiyorum. arkadaşlarımla tanıştırıyorum. hayaller dünyasında kendimi kaybediyorum. birden mantık oluşumu ortadan kayboluyor. herşey düşünülen gibi oluyor. madem hayal edebiliyorum neden gerçek olamasın diyorum. ama sonra.. birden korkular yanaşıyor karanlığın öbür ucundan.. sessiz sakin.. hemen unutmalıyım. böyle yapmamalıyım diyorum. o anı bana zehir ediyorlar. sıkıyorlar. sürekli sıkıyorlar. bir süre sonra sadece kendimi onlarla uğraşırken buluyorum. aslında cok güzel bir hayalin eşiğinde boynumu dayamış yüzüme serin kanlı bir gülücüğü kondurmuş soğuk gecede yürüyorum.. önümdeki zor engeller birden sert hatları değişiyor. güzelleşiyor. herşey toz pembe ama o karanlık korkular köşeden bırakmıyorlar.. bu dakikaları yaşamalısın diyorum. sonra hayır neden daha güzeli varken bunu tercih ediyosun diyorum. sonra her anı o an yaşamanın önemli olduğun düşünüyorum. sürekli düşüncelere bakıyorum. nerde ilerlemeliyim nerde durmalıyım kestiremiyorum. şunu biliyorum yapmadıklarım yerine yaptıklarım için pişman olmalıyım diyorum.. onun dışında hani böyle cok kötü bir rüyada, herşeyin bittiğini içine üzüntülerin dolduğu bir rüyadan derin bir nefesle uyanırsın uyanmanın mükemmelliğinin farkına varırsın.. herşeyin kötü bir rüya aslında herşeyin olması gerekn gibi yolunda olduğunu fark edersin işte bu mükemmel bi duygu.. Bazen çok kötü bir duruma girdiğimde acaba buda bi yerlerde uyuya kalıp gördüğüm bir rüya mı diye düşünüyorum. Ve hepsi geçicek diye kendi kendime deli gibi söyleniyorum. bir o yana bir bu yana.. Birde arkadaşın değeri çok önemlidir ama arkadaşın bunun farkında değilse buda cok ilginç ve üzücü bir durumdur. İnsanlar malesefki sizin yaptığınız o kadar güzel şeyler içinde en olumsuzunu görürler.. Cünkü olumlular o kadar coktur ki olumsuzlar sırıtır.. Bide bunun tersi vardır.. Arkadaşlarınız kendileri yaptıklarına dikkat etmezler.. Hatta kendilerini bile düşünmezler.. Bazen bunları düşündüğüm için kendime gülüyorum. Belkide birileri okusa gülücektir diyorum. Ama bir gün gelipte yaşadıklarında o gün bu yazıyı okurken neler düşünerek yazılmış anlayabiliceklerinede inanıyorum.. En sevdiğiniz arkadaşlarınızdan birini öldüğünü duymayı bırak düşünmek bile ne kadar ürkütücü.. Umarım arkadaşlarınızda bunu kendileri için düşünürler.. Başarısızlığın sebebi korkulara yenik düşmektir. Korkuların üzerine gitmek büyükler tarafından cahillik karşılanır. Sadece cahil bir insanin korkuları üzerine gitme ihtimali ortada.. Ama aslında insanlar korkularının üstüne gidince bazı şeyleri yener ve her zaman o korkuların arkasında süper hediyeler onları bekler.. Ben bunları aldıkça teşekkür ederim. evet kocaman teşekkür ederim. Teşekkür etmeliyim.. Belki cok şey yada hiç bir şey ifade etmeyen bu yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederim.. Tarih'de 4 Ocak 2008'e birşeyler yazmadan geçmemeliyim. yazmalıyım. yazılmamış mektubun cevabıumutsuz olduğu bir anda sevmek ister her insan
birazcık şanslıysan.. neden olmasın
kendinden emin değilsen sevme bensiz mutluysan.. hep öyle kal
eğer her gece yattığında büyülü düşler sana benden bahsediyorsa hemen tatlı uykundan uyan çünkü ben hiç uyuyamam seni düşündüğüm zaman ben ki sevmekten hiç usanmam saptama 2Dikkat ettimde hasta olduğumda dinlediğim şarkılar direk olarak hafızama o hastalık ve ruh halimle kazınıyor. Şarkıyı tekrar dinlediğimde o ruh haline, hastalık modunu rahatlıkla anımsayabiliyorum..
iyi mi kötü mü henüz anlamış değilim.. |
||||
|
|